Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang: Modernleşme her ülkenin vazgeçilmez hakkıdır

Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, modernleşmenin tüm ülkelerin vazgeçilmez hakkı olduğunu, küçük bir azınlığın ayrıcalığı olarak görülemeyeceğini söyledi.

Çin Gang, Şanghay şehrinde düzenlenen, “Çin Modernleşmesi ve Dünya” konulu Lanting Forumu’nun açılışında konuştu.

Modernleşmenin insanlığın ortak amacı olduğunu, her ne kadar Batı modernleşmenin nimetlerinden dünyanın geri kalanından önce yararlanmış olsa da tarihin burada sonra ermediğini ifade eden Çin Gang, “Modernleşme küçük bir azınlığın imtiyazı değil her ülkenin vazgeçilmez hakkıdır. Modernleşmeyi gerçekleştirenler köprüleri yıkmaya, diğer ülkelerin modernleşmesini engellemeye çalışmamalıdır.” dedi.

Çin Gang, Çin’in son yüzyılda çeşitli denemelerin yanılmaların ardından kendine özgü modernleşme doğrultusunu bulduğuna ve insani gelişimin yeni bir biçimini geliştirdiğine işaret ederek, reform ve dışa açılma politikasıyla son 40 yılda 800 milyon insanın mutlak yoksulluktan kurtarıldığı, 400 milyonluk bir orta sınıfın oluşturulduğunu vurguladı.

Gelişmiş ülkelerinin tümünün toplam nüfusunu aşan 1,4 milyar insanın modernleşme yolunda ilerlemesinin küresel ekonomiye yeni bir güç kattığına dikkati çeken Çin Gang, Çin’in halihazırda 140’tan fazla ülke ve bölgenin en büyük ticaret ortağı olduğunu, diğer ülkelere günde ortalama 320 milyon dolar yatırım yaptığını ve ayda ortalama 3 bin yabancı işletmenin Çin’de yatırım ve ticaret faaliyette bulunduğunu dile getirdi.

Gelişmiş ülkelerin farklı modernleşme yolu izleyen ülkeleri çevrelemeye, baskı altına almaya, engellemeye hakkı olmadığını vurgulayan Çin Gang, “Çin, tüm ülkelerin kalkınma hakkını kararlılıkla savunacak. Başka ülkelerin halklarının seçtiği modernleşme yoluna saygı duyarak, ideolojik cepheleşme ve yeni bir Soğuk Savaş yaratma girişimlerine, içişlerine müdahaleye ve irade dikte etmeye karşı çıkacak.” değerlendirmesinde bulundu.

“Çin modernleşmesi tek başına açan çiçek değil”

Çin Gang, modernleşme konusunda tek bir sabit modelin, tek bir çözümün bulunmadığını, her ülkenin kendi koşullarına uyan, kendi halkının kalkınma ihtiyaçlarına karşılık veren yöntemle modernleşebileceğini belirterek, “Yabancı bir modeli mekanik olarak kopya etmek verimli olmayacak, hatta felaket sonuçlara yol açabilecektir.” ifadesini kullandı.

Bir Çin atasözünün, “Yalnız ortak iyilik için güdülen bir amaç adil olabilir.” dediğini hatırlatan Çin Gang, Çin’in modernleşme çabalarında daima dünyanın tümünün iyiliğini göz önünde bulundurduğu savundu.

Çin Gang, “Çin modernleşmesi tek başına açan çiçek değildir. Özel çıkar meselesi değildir. Çin’in kalkınması küresel barışa olumlu bir enerji sağlayacak, küresel kalkınma için fırsatlar yaratacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Çin’in son 10 yılda küresel büyümeye dünyanın en gelişmiş ülkelerinin oluşturduğu G7 grubunun toplamından daha fazla katkı sağladığını hatırlatan Çin Gang, “Çin’in ortak refahı hedefleyen modernleşmesi, tüm ülkelerin kalkınması için daha geniş bir yolu açacaktır.” dedi.

Ortak refahın dünya çapında yayılmasının tüm ülkelerin birlikte kalkınmasına bağlı olduğuna işaret eden Çin Gang, “Modernleşme, ne zengini daha zengin, ne yoksulu daha yoksul yapmalı ne de az sayıdaki ülkenin ve bireyin çıkarına hizmet etmelidir.” şeklinde konuştu.

Çin Gang, ülkesinin “Kuşak ve Yol Girişimi” ve “Küresel Kalkınma Girişimi” ile ortak kalkınma ve refah yaratmaya yönelik adımlar attığını, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında 10 yılda 3 binden fazla projenin başlatıldığını, 1 trilyon dolardan fazla yatırım yapılarak 420 binden fazla istihdam yaratıldığını belirterek, “Bu sayede, pek çok ülke hayalindeki demir yollarına, büyük köprülere kavuştu, yoksulluğu yenme hedefine ulaştı.” ifadesini kullandı.

“Modernleşme, uygarlıkların çöküşü anlamına gelmiyor”

Çin modernleşmesinin maddi kazanımlarının yanı sıra kültürel ve etik ilerlemeye de odaklandığını vurgulayan Çin Gang, “Bazı ülkeler, son derece gelişmiş bir ekonomiye, bilime ve teknolojiye sahip olsalar da dizginsiz materyalizme, kültürel yoksunlaşmaya, ahlaki yozlaşmaya ve kamu düzeninin çöküşüne tanıklık ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in “Küresel Uygarlık Girişimi” önerisi ile kadim uygarlıkları mirasını ve insanlığa kattığı yeniliklerin önemini vurguladığını, uygarlıkların çeşitliliğine saygı ve uyarlıklar arasında eşitlik, diyalog ve kapsayıcılık ilkeleri çerçevesinde ilişkilerin kurulmasını desteklediğini ifade eden Çin Gang, “Modernleşme, uygarlıkların çöküşü anlamına gelmiyor, geleneksel kültürlerin yenilenmesini öneriyor.” dedi.

“Çin’in amacı hegemonya değil”

Çin Gang, Çin’in “barışçı kalkınmaya” bağlılığını anayasasında taahhüt eden tek ülke olduğunu belirterek Çin kalkınmasının amacının başkaları üzerinde hakimiyet kurmak olmadığını, gücün hegemonyaya dönüşmesi anlayışın Çin kültüre yabancı olduğunu ifade etti.

Çin’in Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri arasında Birleşmiş Milletlerin barışı koruma görevlerine en fazla personel sağlayan ülke olduğunu hatırlatan Çin Gang, ayrıca nükleer silahlara sahip 5 ülke arasında “ilk kullanan olmama” taahhüdünde bulunan tek ülkenin de Çin olduğunun altını çizdi.

Çin Gang, Devlet Başkanı Şi’in ortaya attığı “Küresel Güvenlik Girişimi” önerisinin de çatışmaların diyalog yoluyla çözülmesini salık verdiğine, önerinin çok sayıda ülke tarafından kabul görerek desteklendiğine işaret etti.

Çin’in modernleşmesinin dünyada barışa ve istikrara katkı sağlayacağını savunan Çin Gang, Suudi Arabistan ve İran’ın Pekin’in arabuluculuğunda diplomatik ilişkilerini yeniden kurma yönünde vardıkları uzlaşmayı örnek gösterdi.

Çin’in Ukrayna krizinde de gerilimi artırmaya veya durumdan fayda sağlamaya yönelik bir tutum izlemediğini ifade eden Çin Gang, tarafsız kalarak barış görüşmelerini ve gerginliğin azaltılmasını teşvik ettiğini dile getirdi.

“Tayvan’da ‘barışçı bölünme’ istiyorlar”

Çin Gang, Çin’in egemenlik ihtilafı içinde olduğu Tayvan’a dair görüşlerini yinelerken, yabancı güçleri Tayvan’ın bağımsızlığını destekleyerek “barışçı bölünmeyi” hedeflediklerini savundu.

Tayvan’ın eski devirlerden bu yana Çin’in ayrılmaz bir parçası olduğunu, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Japon işgalinden kurtarılan adanın Çin’e iadesinin savaş sonrası uluslararası düzenin önemli bir bileşeni olduğunu vurgulayan Çin Gang, son dönemde Çin’i “bölgedeki statükoyu değiştirmekle” suçlayan söylemleri “saçmalık” olarak niteleyerek, şunları kaydetti:

“Uluslararası kuralları hiçe sayan, statükoyu tek taraflı değiştiren ve Tayvan Boğazı’nda istikrarın altını oyan Çin anakarası değil, ‘Tayvan’ın bağımsızlığını’ savunan ayrılıkçı güçler ile ‘Tayvan’ın bağımsızlığını’ çıkarları için kullanmak isteyen bir grup ülkedir. Onların kural, statüko, istikrar dedikleri aslında ‘tek Çin’ ilkesini aşındırmak ve ‘barışçı bölünmeyi’ sağlayarak, savaş sonrası düzeni bozmak ve Çin’in egemenliğini zedelemek istiyorlar. Bunu 1,4 milyar Çinli kabul etmeyecek; Çin, geri kazandığı toprakları yeniden kaybetmeyecek, savaş sonrasının kurulu düzeni değişmeyecektir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir